February 2012
22 posts
İlham ve Yazar
Bunu Risale-i Nur’da, yazarın değil, kitabın kendisi için bizatihi zamanın kutbu denildiğini okuduğumda düşündüm. Büyük eser olma gayretinde olanın, yazarından bağımsız bir kişiliğe bürünmesi şart görünüyor. Homeros’un ilham perisi Muse’lere atıfta bulunduğu gibi, dini eserlerin bilhassa kriptik olmayı seven kimisi de Allah’ın ilhamına atıfta bulunuyor. Buna olur veya...
Yarım Dindar
Modern dünyanın nasıl yaşamalı sorusuna cevap veren düşüncelerin tamamında bir krize sebep olduğu doğru. Felsefe ve Etik, günlük siyaset kadar namı olmayan meseleler ve kendi saçlarından ayıkladıkları bitlerle idare etmeye çalışıyor gibi, dinler bilimi ve genişleyen dünya görüşünü nasıl değerlendireceklerini bilemiyor, hikmet kaybolmuş. İnsanların söyledikleriyle yaşadıkları arasında bir...
Durduran
Yaşamakla yazmanın kavgasından bir cümle olarak, yazanların yaşamadığı ve yaşayanların yazmadığına dair bir düşünce vardır. Bu doğru değil. Yazmak başka bir cinsten yaşamak olduğu için yaşamaya izin vermiyor. Yazarken daha rahat yaşamak, hür dünyaların hür insanlarından biri olmak mümkün. Hatıralarını kafasının bitmeyen odalarının duvarlarına asmış, yerdeki böcekleri ve tozları temizlemiş...
Türk Kibri
Yusuf Kaplan’ın bir yazısını okudum. Küresel sistem çökerken falan filan. Türklerin ekseriyetinde böyle bir buralar bizim havası mevcut. Velakin bunun altını dolduracak kadar kuvvetli değiliz. Son on yılda bitinin kanlanması bir şey, Ortadoğu’da Osmanlıcılık oynayacak kadar kuvvetli olmak başka bir şey. Tarih felsefesi yapalım diyor Yusuf Kaplan. Tarihte benim bildiğim kimse...
Kitap-sız
# Kitap-sız Kitabın karşılığı kitaptır. Tekkitabın karşılığı da tekkitap. Tekkitabı yerinden etmeye çalışan, milyonlarca veliaht sunmaz, tek bir veliaht sunar. Bir kralı indirmeye çalışan, başka bir kral bulur. Bir yöneticiyi değiştirmeye çalışan başka bir yönetici bulur. Bir çemberin tek bir merkezi olur. Kur’an’ı beğenmeyenin elinde daha iyisinden *tek* kitap olmasında fayda...
Zihin Hijyeni
# Zihin Hijyeni Elimizi temiz tutarız, bedenimizi temiz tutarız, evimizi temiz tutarız ama bunlardan daha önemli olan zihnimize giren çer çöpe dikkat etmeyiz, dağılmasına izin veririz, içine koyduklarımızın küflenmesine ses çıkarmayız, kokuların gelmesi bizi ilgilendirmez. Tahayyül etmesi hayli zor ama Rönesans’tan önce yıkanmayı bilmeyen Batı’nın halleri gibi zihnimize bakışımız....
Neden Artık Şiir Yazmıyorum?
# Neden Artık Şiir Yazmıyorum? Birkaç seneden beri haikular ve dörtlükler dışında şiir yazmıyorum. Bilmediğimden değil, çok kötü yazdığımı da düşünmedim, bırakıp şemsiye yapmamı söyleyen de olmadı. Birincisi Bachmann’ın *şiir yazmam gerektiği zaman yazabildiğim bir şeye dönüşmüştü ve onun için bıraktım* dediğini okudum. Benim için de benzerdi. Laf olsun, torba dolsun kabilinden...
Kader Çizikleri
# Kader Çizikleri Çizilmiş bir resmin seyreder gibi yaşamak, anlattığı manzara ne olursa olsun, bir resmi ne kadar zevkle izlersen, hayatı da öyle izleyebilirsin. Kendi hayatın olması, manzaranın kötü olması, renklerin uyumsuz olması aldığın zevke engel değil. Kimisi fırçanın elinde olduğunu, hayatınla istediğin resmi yapabileceğini söyler. Peki ya boya? Tuval? Fırça elimde ama ya bende zeka...
Benzeşen
# Benzeşen Ivo Andric’in *The Damned Yard* isimli hikaye kitabını okuyorum. Osmanlı devri ve sonrası Bosna’dan hikayeler anlatıyor. Genelde Hristiyanların hallerini anlatıyor ama insanların hayatları çok tanıdık geliyor. Şarap ve domuza düşkünlükleri hariç. Tüm Ortodoks dünyasıyla ilgili böyle bir gözlem sunulabilir. Rus edebiyatının çizdiği insanların benzerlerine etrafımızda...
Yeni Tumblr Takibedenlerine Not
Nasıl oluyor bilmiyorum, yeni isimler takip etmeye başlıyor burayı.
Tumblr’ı dashboard’ın rengi ve tasarımı değişinceye kadar kullanmama kararım devam etmekte. Buradan izlediğim blogları RSS vasıtasıyla takip ediyorum. O sebeple layk veya reply gibi sosyal özelliklerini kullanmıyorum. Yazı yazıyorsanız, muhtemelen okuyorumdur, sesimi çıkaracak fırsatım/zamanım olmasa da.
İlginiz...
Eski Hikayelerin Yeni Takdimi
2008’e kadar yazdığım hikayeleri topladığım bir kitapçık vardı. Uzun zamandır bunu güncellemeyi düşünüyordum. Dün nihayet elim değdi. İki hikayeyi çıkardım, ufak tefek düzeltmeler yaptım, tırnak işaretlerini italiğe çevirdim, LaTeX memoir sınıfını öğrendim, SVG dosyasından logoyu düzenledim, adını değiştirdim falan. Biraz daha oynasam hikayelerin hiçbiri kalmayacaktı. Muhtemelen 4. takdime...
Anonymous asked: Kimsin tam olarak?
Vahiy
Vahye iman, bir yaratıcıya imandan daha zor, daha çetrefil ve daha önemli. Daha önemli, çünkü vahiy olmadan bir yaratıcıya inanmanın pek bir esprisi yok. Kainatı yarattı ve tatile çıktı denen bir tanrının, bizim işlerimiz açısından var olmayan bir tanrıdan farkı ne? Peki vahyin varlığını, hani her yerde okuduğumuz cinsten tanrının varlığı cinsinden isbat edebilecek birileri var mı? Müslümanlar...
Büyük Gri
Doğru ve yalan arasındaki büyük gri bölge. Hepimizin yaşadığı yer. Tam yalan söylemek de, tam doğru söylemek gibi cesaret işi. Nasılsın? dediklerinde, iyiyim demek bile mesela, bu büyük gri bölgede. Ne tam bir yalan düşünecek kadar zaman, ne tam doğruyu anlatacak kadar cesaret var. Büyük gri alan, kullanmayı bilene büyük imkanlar sunuyor. Verdiğiniz sözleri bu alanda tutarsanız rahat...
Kimseyi Beğenmeyen
Beğenenler nasıl bir dert olduğunu bilmez, kibre yorar. Kibir beğenmemekten kaynaklanmaz halbuki, kendindekini fazla beğenmekten kaynaklanır. Beğenmek istediğim şeyler oluyor. Beğenmem gerektiğini düşündüğüm oluyor. Sevdiğim insanların tavsiye ettiklerini, beğendiklerini beğenmeye çalışıyorum. Sosyal bir beğenici gibi de davranıyorum, çok zaman en az sevmediğim anlamına gelse de, bir şeyleri...
İkiyüzlülüğün Kokusu
Camilerimizin dertlerinden biri. Bazılarında ayakkabıları poşetleyip saklamaya teşvik etseler de, genelinde böyle bir rayiha mevcut. Dışardan bakan için alamet-i farikası sayılabilir. Bu kokuyu inkar etmeyi müslümanlığın şartlarından gören de çok ama onlardan değilim. Bir anormallik var. Anormalliğin büyüğü şurada: Normal şartlar altında vakit namazlarını kılan bir müslüman ayağını günde en az...
Cefa
Cefa dindarlığın toprağıdır. Dindar nesil yetiştirmek gayesinde olanların bir yandan gelişelim zenginleşelim derdinde olması, maksadın dindarlıktan çok uysallık olduğunu ilham ediyor. Dindar yetiştirmek kolaydır. İnsan zor zamanlarda doğal yoldan dindarlaşır. İnsanların hayatı kontrol edilemez sebeplerle zorlaştığında, çareyi dinde (veya din fonksiyonu gören felsefelerde) bulurlar. Cefa olmasın...
Devlet Sırrı
Her devletin sırrı vardır herhalde, ancak bizimkininki biraz daha fazla gibi duruyor. Devlet sırrına ihtiyaç duymanın sebebi nedir? Ülkeyi dünyanın gözbebeği, herkesin sahip olmak istediği bir toprak olarak görmeye başlayınca, eh tabii ki, ulus ailemizin etrafa bilgi vermemesi de normalleşmeye başlar. Bilgi verelim de evimizi mi bassınlar? Etrafımızdaki dünyayı Osmanlı’nın at koşturduğu...
Gün Sayan Megaloman
Bir gün kardeşim bana haftanın hangi günü olduğunu sordu. Onu bilmiyorum da, benim 11882. günüm dedim. Deliler hastanesine yatsan oryantasyon testini geçemeyebilirsin, bu söylediğini de megalomaniye sayarlar dedi. Ah dedim, benim gibi mutevazıların en mutevazısının başına bu da mı gelecekti. Daha yeni bir devlet kurmam, bir anayasa yazmam ve dünyayı değiştirmem lazımdı halbuki. Bu sonuncusunu...
Teknolojik Çöp
Teknolojiyle sadece tüketici olarak takip edenler için öyle görünmeyebilir, ancak, evet, 1960’lardan bu yana teknoloji daha ufak adımlarla ilerliyor. Internet çok yeni gelebilir, ancak o da o zamanlardan beri hemen hemen aynı yapıyı kullanıyor. Web (veya HTTP – HyperText Transfer Protocol ) ortaya daha geç çıktı, doğru, ancak Internet’in temeli olan yönlendirme ve bağlantıyı idare...
Kelimeye Dökülmüş Bilgi
Kelimeye dökülmüş bilgi deyince kendimizi tekrar ediyor gibiyiz, kelimeye dökülmemiş bilgi mi var? Kelime dediğim (İngilizce, Fransızca) gibi dillerin kelimesi değil, herhangi bir nesneyi veya bunlar arasındaki ilişkiyi ifade eden bir işaret. (Semeion) Buna Türkçe’de gösterge, Semiotics’e de Göstergebilim diyorlar ama bu başı (gösterge) ve kıçı (bilim) ayrı ayrı bozuk tamlamayı...
Keder Zevki
Bir müzik parçasının, bir filmin, bir insanın bana kendimi kötü hissettireceğini düşünürsem uzak duruyorum. Eski majör depresyon günlerimden kalma bir alışkanlık. Depresyona girmiyorum, kendimi kötü de hissetmiyorum, sadece sıkılıyorum ama bu bile zaman kaybetmemek için yeterli sebep. İnsanların bu konudaki meraklarını, korku filmlerini, tabutun içinden ağıdını dinliyormuş gibi gelen parçaları...
January 2012
24 posts
Pavlusî
Muhammedî diyenlerden Pavlusî diye bahsetmek lazım. İsa Mesih’in değil, Aziz Pavlus’un ürettiği dinin mensupları. Xristos ile de, İsa ile de, Nasıra ile de ilişkileri Pavlus yoluyla olduğuna göre hoşnut olunmayacak bir ifade değil.
Güç Odağı
Herkesin bir siyasi fikri olması şartsa, benimki işte bu: Güç odaklarını mümkün olduğunca çoğaltmak. Güç dediğimizde sadece maddi gücü değil, fikri, askeri, siyasi ve iletişimsel gücü de kastediyorum. Gücün kendisiyle ilgili sorun yaşayanlardan değilim. Kendi güçlenme arzusunun alevlendirdiği bir güç şikayetiyle yazıp çizenlerden de değilim. İnsanın bir tür olarak varolmasının temelinde bu güç...
Universite
Üniversite konusunda yapılacakların en basitleri (i) derecelerin sayısını artırmak, Yrd. Doç, Doç. Prof. gibi üç değil, en az yedi derece olması (ii) akademisyenlerin bölüm başkanı, dekan vs. gibi yöneticilik becerisi gerektiren ve bilim üretmekten ayrı bir faaliyet olan faaliyetlerden uzak tutulması ve üniversite yöneticiliğinin ayrı bir meslek olarak görülmesi var.
Nasipsiz
Uçucu bir rahatlık. Gönlümden bana doğru el etmesine izin verdiğim tüm hayaller. Hiçliğin katı yorumunu sevmiyorum, hayaller hiçliğin yumuşak yorumu. Hiçliğin bile mezhepleri var şu dünyada. Garip bir dünya. Diyorlarsa eğer, ki hepimiz hiçlik adı verilen büyük bir uykudan gelmişiz ve hiçlik adı verilen büyük bir uykuya varacakmışız, nasıl oluyor da bunun üzerine kurulan hikayelerin hepsine...
Yaz
Aşktan bahsetmeyi sevmiyorum. Aşk yazmayı bile sevmiyorum. Yazmak zorunda kaldığımda ayn-şin-kaf ile yazmayı tercih ediyorum. Şehvet erbabının aşk diye okuduğunun ise elif-şin-kef diye yazıldığına dair şüphelerim var, aşkım dediği yerde aslında eşeğim demeye çalışıyor. Zihin hacamatı kabilinden yazılar yazmam gerek. Zihin sağlığımı korumak için yılda ikiyüzellibin kelime civarında yazmam...
Zeka
Dün doktor bana IQ’mu sordu. Adamın mit ihtiyacına cevap verecek kadar yüksek bir rakam attım kafadan. (Yalan değildi ama resmi bir test yaptırmadığım için anlamlı da değildi.) Mensa testine girecektim, iptal ettiler, askerlik girdi falan diye sürdürdüm… Kendi oğlundan şikayet etti o da, Mimarlık’ta okuyormuş, zekiymiş ama normal olmak daha iyiymiş falan. Ben de kendimden şikayet...
Internet ne işe yarar?
Internet ne işe yarar? Internet kendi başına bir işe yaramaz. Önünde saatleri heder edip, ben ne yapmıştım? dediğinizde tek kelime edemezsiniz. Bu manada bir zamanlar televizyon ne idiyse, Internet de odur, zaman kuyusu. Ancak ne aradığınızı biliyorsanız, Internet cevabını en kısa yoldan bulabileceğiniz yerdir. Internet’in aldatıcı tarafı, insan aslında ne aradığını bilmediğinde ona bir...
İmtihan
Bildiğinden, sevdiğinden, sevmediğinden, başına gelenden, istediğinden, yaşadığından, yaşamadığından, yaşayamadığından, yaşamak istemediğinden, gördüğünden, görmediğinden, görmezden geldiğinden, görmeyi isteyip göremediğinden, duyduğundan, dokunduğundan, dokunamadığından, günahından, sevabından… İmtihandasın. Tüm güzel oyunlar gibi kurallar basit ama ustalık sonsuz bir dikkat gerektiriyor: İyi...
Dwitle Dövenler
Bugün kendime verdiğim ameliyat iznini hoşça geçirmek için @eminresah twitter hesabının takip algoritmasını gözden geçirdim. O hesabı okumuyorum. Oranın tek amacı bu blogda yazılan yazıları duyurmak ve nadiren haiku yazıyorum. Bir adam yaklaşık beşyüz kişiyi takip ediyorsa, ya başka işi gücü yoktur, ya da zaten okumuyordur. Fikir üretimi konusunda simetriye pek inanmadığım için milletin...
Dur
Dur! Attığın adımı geri al. Düşün. Buraya nasıl gelmiştik?
Çakıl Taşları
Yeryüzünde bütün hikayeler yarımdır. Mutlu sonla bitenlerin akıbeti, yaşlanıp ölmeleri, çocuklarının halleri anlatılmaz; kendini telef edenlerin nasıl dirildikleri konuşulmaz, bütün hikayelerde geride birileri kalır ve onların hayatı da hepimizinki kadar sıkıcıdır. Uzun vadede, Keynes’in dediği gibi, hepimiz ölmüş olacağız, doğru. Bu da hikayelerin yarım olduğunun, bizimle başlamayanın,...
Darbe mi, Şeriat mı?
Bir adama bu soruyu sorunca demokrasi diyorsa, dünyanın nasıl bir yer olduğundan bihaberdir. Demokraaasi çok güzel, leziz, tuzu ve baharatı kıvamında bir yönetim biçimi olabilir ancak imkanın yoksa, _demokrasi mümkün değilse, ve menüde sadece darbe veya şeriat varsa, hangisini alırsın? Açsın, yürüdün yürüdün, tek bir açık lokanta buldun, daldın içeri, garsona sordun, sabahtan kalmış patates...
Ciddiyet
Bende eksik olan şey belki de budur: Ciddiyet. Bir şeyleri ciddiye almayı yeniden öğrenmem gerekiyordur, belki bu yüzden konuşmaya ve yazmaya karşı da ciddi değilimdir, korkularım sadece ailevi cinsinden, hani tosuncuk hasta olmasın, sevgilim üzülmesin, burnum yamuk durmasın cinsinden korkular olduğu için böyle yekpare bir pespayelik içinde aklımın el feneriyle bir çatlak bulup çıkmaya, çıkmaya,...
Yevmiye
Tuhaf bir uyku çöküp de rüyalar belirdiğinde, aklıma gelen resimleri kimse görmüyor. Onların tek göreni benim. Eskileri düşünüyorum, eskilerin masallarını, sonra geleceğin masallarını. Bazı günler okuduğum, yazdığım, dinlediğim her şey bende tuhaf bir çalkantıya sebep oluyor. Talking Robots diye bir podcast dinledim, konuşan adam robotların hiç bilmedikleri ortamlarda yön bulmasıyla ilgili...
Hayal Nehri (ii)
Yol. Her zamanki gibi yalnız. Tek farkı gece karanlığının parlaması, her şey bir negatif filmden görünüyor gibi. Sağ tarafta bir tepe yanaşıyor, ardında bir ağaç. Ağacın ardında bir vadi, iki üç koyun kendi kendilerine otluyor, çoban yok. Bir su sesi duyuyorum ama nereden geldiğini bilmiyorum, yerin altı, yerin üstü, sadece varlığını bildiğim bir su. Vadide bir patika uzanıyor. Çok az bir...
Tembellik
Gördüğüm en tembel insanlardan biriyim. Bunu tevazu olsun diye söyledim. Belki de en tembelimdir. Bunu bir hastalık gibi kabul ediyorum, mecbur olduğum, tedavisi olmayan bir hastalık gibi. Kendimi hastalıktan kurtardığımı düşündüğüm bazı dönemlerim oldu ama kendimi bıraktığımda yeniden tembelliğin o nazik ve sıcak kucağına döndüm. Tembellik derken, hiç bir şey yapmamak anlamında söylemiyorum,...
ahennu asked: merhaba, blog başlığında osmanlıca "her ne varsa alemde aşk ile mevcud ancak" gibi bir şey mi yazıyor?
Kepçe Sapı
Blog ismi vermekten sıkılıyorum, herhangi bir anlamı olan bir şey değil. Yazdığım yerler zaten ilk gelene dostça bir merhaba diyen yerler değil, yazının kendisinden keyif almayan insanın veya doğru yazıyla karşılaşmamış kişinin bir daha uğramayacağı cinsten yerler. İsim vermesem de olur belki. Sadece en son yazıyı gösterecek, altında da Arşiv ve RSS diye iki link olacak bir tema yapmalı. ...
Esir
Her sabah işe farklı yönden gelen adam bekardır diye bir söz okudum, kendi nefsine her akşam farklı açılardan dönüş yapana ne demeli? İnsan kendine esirdir. Bırakıp gidemeyeceği bir savaşta, sürüklemek zorunda olduğu canı ve aklıyla esirdir. Esareti tatmak herkesin harcı değil. Çokları esareti tatmakla değil, elinde kalanı satmakla meşgul; zincirlerini, ayaklarını ve gözlerini. Sahip olduğunu...
Haber
Bir felsefeci için tüm haberler dedikodudan ibarettir ve onları yazan ve okuyanlar çay partisindeki kocakarılar gibidir demiş Henry. Duygularıma tercüman olmuş. Memleketimizin sürekli kriz halinin aptallaştırdığı çok insan var. Haber bağımlısı. Günde iki doz krizum yutmayınca kendine gelip yaşadığını anlamayan. Haber de yetmeyince Sosyal Medya denen gevezeliğe sardıran, haberin iki sınıf altı...
Hayal Nehri (i)
Koşan bir adam. Eğik bir yolda, çıldırasıya koşuyor. Nereye gittiği meçhul, önü sis, arkası sis, yanı sis. Yol toprak, aralarda gri taşlar. Yol bir yüzüğün içi. Adam koşuyor koşuyor ama aynı yüzüğün içinde dolanıyor. Etrafı sis, çünkü yüzüğün parmağı yok, yüzük parmağa geçtiğinde adamı yoldan atacak. Sise düşecek, kimsenin geri dönmediği sise. Herkesin kaçtığı sise. Adam koşuyor, sisin...
Ölüm(süzlük) Üzerine
Son zamanlarda ölüm hakkında iki yazı okudum ve bir konuşma dinledim. Yazıların biri doktorların ölümü nasıl karşıladığıyla, diğeri ölüm öncesi pişmanlıklarla ilgiliydi, konuşma ise ölümden kaçmanın nasıl mümkün olacağına dair. (Hepsine link verecektim ama genelde eposta dışında Internet’in kesik olduğu bir zamanda yazıyorum. Notlarda varsa link veriyorum, aksi halde olamıyor. Önceki...
Hayat Irmağının Kaynağı
Ateizmi gözümde korkutucu kılan taraf, irade atfedilmiş bir tanrıyı inkar etmesinden çok, gördüğümüzün ötesinde bir anlam olduğunu kabul etmeyişi. Bir ilahın varlığına, gözü görmediği sürece inanmayacak insanların her zaman varolacağı ve yaptıklarının günlük mantık ve bilgilerini uygun olmayan bir alanda kullanmak olduğunu düşünebiliriz; ancak hayatın şu elimizde varolandan ötede bir anlamı,...
Benzersiz
Benzersiz yaratmak. Fani olan kimsenin elinden gelmeyen bir hedef. Yaratıcılık kaynaklarını saklamayı bilmektir demiş Einstein, kendisi herhalde böyle yapıyordu. (Ben değil.) De Chateaubriand da demiş ki orijinal bir yazar, kimseyi taklit etmeyen değil, kimsenin taklit edemediğidir. Bu daha uygun bir söz. İnsan benzerliklerine muhtaç. Sevmediğim insanlarla aynı kelimeleri kullanmak, aynı...
December 2011
6 posts
Gecenin bir vakti esen rüzgar
Yarılan zambaklar, ruhundan iktisat etmeye çalışıp başaramayanlar, ayna köşelerinde kararıp kalmışlar, sevgiliye yazılmış mektupların kokusu, hayattan sinmeye yarayan yorganlar, gözümü kapatınca çakan ışıklar, isyan herkese lazım, bayana bir numara büyüğünü getir. Meslek sahibi kişilerin kendilerini mesleksizlerden ayırmak için kurdukları dilin içinde, tahfifle beraber bir düşmanlık da var...
Yılın Başına ve Kıçına Dair
İşi hakka yönelmek olunca pek bir mantıklı kesilip, astroloji gibi batıl zerzevata inanmak sözkonusuyken ceketinin astarına düşürüveren kimilerine göre bir yıla nasıl girersen öyle devam edermiş. Hangi saat diliminde bilmiyorum, Avustralya’dakiler yeni yıla girerken hastalıktan burnumu çekiyordum ve Amerika’nın doğu kıyısı 2012 ile müşerref olurken muhtemelen horluyor olacağım. Kendi...
Salt Anat
Salt Anat Türkçeyi en iyi bildiğini iddia edebilecek değilim. Benden daha iyi bilenler çoktur. Ancak kendimce bir söz zevkim olduğuna inanırım. Bazı kelimeler, bazı tamlamalar, bazı ifadeler tarifi zor bir daralma hissi yaratır. Kaçmak gerekir, yazıyı, konuşmayı, sözü bırakıp nefes almak gerekir. Modern Türkçe dediğimiz lisanın hayli yüksek oranda nevzuhur kelime içerdiğini düşününce,...
Tanrı ve Allah
Bu ikisini hemen her zaman farklı anlamlarda kullanıyorum. Her yazıda açıklamak mümkün olmuyor. Burada anlatmaya çalışalım. Tanrı hemen her zaman insanların inşa ettiği bir kavramdır. Allah ise kendini haber verir. Tanrı konusunda anlaşmazlığa düşmek o sebeple kolaydır, çünkü benim Tanrım, başkalarının Tanrısına benzemez; Allah konusunda ise anlaşmazlığa düşülmez, onu bilenin emin olması ve...